6 Şubat 2023'te İzmir’de meydana gelen büyük deprem, şehrin birçok bölgesini yerle bir etti ve yüzlerce aileyi perişan etti. Bu büyük felaket, sadece maddi kayıplarla değil, aynı zamanda insan hayatıyla da büyük bir bedel ödettik. Depremin ardından arama-kurtarma çalışmaları hızla başlatıldı. Ancak, bazı kişiler için bu operasyonlar çok daha zor geçti. Bu yazımızda, depremin 6. gününde enkazdan kurtarılan bir adamın hikayesini anlatacağız. Bu hikaye, umudun ve direnişin sembolü oldu.
Söz konusu kurtarılan kişi, 35 yaşındaki Osman Demirtaş, İzmir’in en yoğun yerleşim alanlarından birinde yaşayan bir inşaat işçisiydi. Deprem anında, onlarca ton ağırlığındaki duvarların ve çatı parçalarının altında kaldı. Osman, kurtarılması halinde yaşaması için her şeyin çok tehlikeli olacağını biliyordu, ancak umudunu kaybetmedi. 6 gün boyunca hayatta kalmak için mücadelesine devam etti. Karşısında yoğun bir karanlık, soğuk ve yalnızlık varken, içindeki yaşam arzusu onun en büyük destekçisi oldu.
Osman, enkaz altında ilk birkaç gün boyunca hayatta kalmayı başardı. Bir çok kişi gibi o da, depremin hemen ardından gelen paniği ve korkuyu hissetmişti. Yavaş yavaş kendine gelmeye çalıştı. İlk günler su ve yiyecek bulmak imkânsızdı. Yalnızca içindeki hayatta kalma içgüdüsü ve ailesine olan sevgisi ona umut aşılıyordu. Beşinci günün sonunda, vücudu yavaş yavaş güçsüz düşmeye başlamıştı. Ama içinde bulunduğu durum onu hiç yıldırmadı. Kurtarılmayı beklemekten başka çaresi yoktu.
Osman'ın cesareti, nihayet 7. günün sabahı meyvesini verdi. Ekibin çalışmaları sonucunda Osman, sağ olarak enkazdan kurtarıldı. Enkazdan çıkarıldığında, kolunu ve bacağını kaybetmiş olmasına rağmen, bir gülümseme yüzünden eksik olmuyordu. “Bu dünyada hala hayattayım,” dedi Osman, “Bu bir mucize.” Çevresindeki herkes ona hayranlıkla bakıyordu. Bu olayı yaşamak için güçlü bir erkek olmanın ötesinde bir irade ve kararlılık sergilemişti. Kurtarma ekipleri, Osman’ın yaşama tutkusunu görünce ona daha da fazla destek olmaya çalıştılar.
Hastaneye kaldırıldığında, sadece fiziksel yaralanmaları değil, aynı zamanda yaşadığı travmanın da tedavi edilmesi gerektiği anlaşıldı. Uzman bir ekip, ona yalnızca fiziksel rehabilitasyon değil, aynı zamanda psikolojik destek de sağladı. Osman’ın hikayesi, hastane odasında diğer hastalara ilham vermekle kalmadı; aynı zamanda tüm ülkeye umut ve güç aşıladı. Onun yaşama azmi, birçok insan için cesaret kaynağı haline geldi. Herkes ona övgüler yağdırırken, Osman kendisinin sadece bir örnek olduğunu ve başka hayatta kalma hikayeleri olduğunu vurguladı.
Osman, yaşadığı zorluklara karşı mücadele ederken, bir taraftan da deprem sonrası yapılan yardımları ve dayanışmayı unutmuyor. "Sadece ben değil, bu felaketten etkilenen tüm insanlar yeniden ayağa kalkmak için mücadele ediyor" diyor. Uzun ve zorlu bir yolculuğa doğru ilerlediğini biliyor, ama her şeyden önce, yaşadığı sürecin ona öğretecek çok şeyi olduğunu düşünüyor. “Umutsuzluk ve çaresizlikte kaybolmamak gerek. Yaşamak için bir neden her zaman vardır,” diyor.
Osman'ın hikayesi, sadece kişisel bir mücadele değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın önemini de bir kez daha gözler önüne serdi. Deprem sonrası yapılan yardımlar, gönüllü çalışmalar ve toplumun birlikte hareket etme iradesi, hepimizin yaşayabileceği zorlukların üstesinden gelmeyi mümkün kılabiliyor. Bu yüzden Osman ve onun gibi birçok insan, halkın desteğiyle yeniden hayata tutunuyor.
Sonuç olarak, İzmir depremi sadece fiziksel yaralar açmadı, aynı zamanda ruhsal ve toplumsal yaralara da sebep oldu. Ancak, Osman Demirtaş gibi hayatta kalanlar, bu yaraların zamanla iyileşebileceğini ve umut ışığının her zaman yanabileceğini gösterdi. Osman’ın hikayesi birer birey olmanın ötesinde, toplumun bir araya geldiğinde nasıl güçlü olabileceğinin de kanıtıydı. "Mücadeleye devam edeceğim," diyor Osman. “Çünkü hala hayattayım ve bu hayatın bir anlamı var."