İlişkiler, sevgi ve mutluluk üzerine temellense de, bazı durumlarda dört duvar arasında karanlık bir dünyaya dönüşebilmektedir. Son zamanlarda, cinsiyet temelli şiddet ve zorbalık konuları daha fazla dikkat çekmeye başladı. Ancak, yaşanan olayların büyüklüğü çoğu zaman göz ardı ediliyor. Bir kadının yaşadığı işkence dolu hayat ve sonunda aldığı boşanma kararı bu durumu gözler önüne seriyor. Bu hikaye, birçok insanın karşılaştığı gizli savaşların bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Başkentte yaşayan Yasemin, 35 yaşında genç bir kadındır. Dışarıdan bakıldığında mutlu bir evliliği olduğu düşünülen Yasemin, aslında evde maruz kaldığı fiziksel ve psikolojik şiddet nedeniyle derin bir acı içinde yaşamaktadır. Evliliklerine ilk başlayan yıllarda kocasıyla ilişkisi oldukça iyi görünüyordu. Ancak zamanla olaylar kötüleşmeye başladı. İlk olarak psikolojik şiddetle başlayan süreç, zamanla fiziksel şiddete dönüştü.
Yasemin, kocasının ona uyguladığı baskı ve zorbalıklara karşı her gün mücadele etti. "Bazen gülümsemek zorunda kalıyordum, çünkü kocamın tepkisinden korkuyordum" şeklinde ifade ettiği bu olaylar, toplumda sıklıkla karşılaşılan bir durumu gözler önüne seriyor. İşkence dolu bir evde yaşamaya mahkûm olan Yasemin, her geçen gün bu durumu kabullenmek zorunda kaldı.
Yasemin için bu döngü bir süre sonra dayanılmaz hale geldi. Kasıtlı darplar, fiziksel yaralar, sıklıkla yaşadığı travmalar ve boşanma isteği arasında gidip geldiği bir dönemde, sonunda cesaretini topladı ve kocasına boşanmak istediğini açıkladı. O an, sanki bir ruh gibi içindeki cesaretin dışa vurumuydu. “Ben artık bu hayatı yaşamak istemiyorum. Dayak dolu bir evlilik değil, özgür bir hayat istiyorum,” dedi. İşte bu noktada, boşanma kararı, bir kadının kendine olan güvenini yeniden kazanma ve hayatına yeni bir yön verme süreci olarak önemli bir adım oldu.
Boşanma süreci, Yasemin için yalnızca bir hukuki süreç değil, aynı zamanda kendini yeniden keşfetme yolculuğuydu. Dava sürecinde yaşadığı zorluklar, ona dayanıklılığın ne demek olduğunu öğretti. Avukatları ve destek grupları sayesinde kendisine olan inancı yeniden tazelendi. Birçok kadının benzer deneyimler yaşadığı dikkatlerin üzerine çekmediği bu durum, toplumsal bir sorunun varlığını daha fazla sorgulamaya yöneltiyor. Yasemin, "Boşanmak, benim için yalnızca kocamdan ayrılmak değil. Kendimden ayrılmak anlamına geliyor, ama yeniden doğmuş hissediyorum," diyerek bu sürecin ne kadar özgürleştirici olduğunu ifade etti.
Şimdilerde Yasemin, boşanma sürecinin ardından hayatını yeniden toparlamak için adımlar atıyor. Kendine yeni bir kariyer çizgisi oluşturmak, seyahat etmek ve yeni insanlarla tanışmak istiyor. Geçmişin izleri silinmese de, geleceğe umutla bakmak ona huzur getiriyor. Yasemin'in hikayesi, şiddet gören birçok kadın için ilham verici bir örnek olmayı sürdürüyor.
İşin ilginç yanı, insanların bu tür olaylara karşı daha dikkatli ve duyarlı hale gelmesidir. Cinsiyet temelli şiddet, yalnızca bir kadının hikayesi değil; birçok kadının ve ailenin yaşadığı trajedidir. België bu temaları daha fazla konuşmak ve çözüm yolları üzerinde durmak, toplumsal bir sorumluluk olarak ön plana çıkıyor. Yasemin'in hikayesi, sadece bir kadın olarak değil, aynı zamanda bir birey olarak yeniden hayata tutunmanın da bir öyküsüdür. Boşanmak, sadece bir son değil, aynı zamanda yeni bir başlangıçtır.
Yaşanan bu tür olayların önlenebilmesi için önemli olan, toplumun bilinçlenmesi ve yapılan hataların daha fazla göz önünde bulundurulmasıdır. Güçlü, sağlam bir toplumsal yapı oluşturmak için her bireyin kendi hikayesini anlatması gerekmektedir. Yasemin gibi insanların hikayeleri, birçok kadına ilham kaynağı olup, seslerini duyurmalarına yardımcı olmaktadır.
Sonuç olarak, işkence ve zorbalıkla dolu bir hayat yaşamak zorunda kalmış olan Yasemin, her şeye rağmen ışığını bulmayı başardı. Boşanma, benim için bir kayıptan ziyade yeniden doğuşumdu,” diyerek verdiği mesajla, sadece kendi hayatında değil, birçok insana umut ışığı olmayı sürdürüyor. Şiddetin önlenmesi için insanların bu konularda daha bilinçli olması gerektiğinin altını çizen Yasemin, insanlar olmanın getirdiği sorumluluğun bilincine varıldığında, dayanışmanın ve yardımlaşmanın güçlendirileceğine inanıyor.